Free Web Hosting Provider - Web Hosting - E-commerce - High Speed Internet - Free Web Page
Search the Web

 

ESKİ GÖRDES'DE ÇOK SEVİLEN ŞARKI, TÜRKÜ VE MARŞLAR

* O yıllarda en çok söylenen marşlar nelerdi?

* 11 tane Gördes türküsünün varlığını biliyor muydunuz?

Cumhuriyetin ilk yıllarında, uzun yıllar savaşlardan başını kaldıramamış bir milletin çocukları için okul şarkıları içinde marşların müstesna bir yeri olacaktı ve nitekim öyle olmuştur. Meşhur bir "Kafkasya marşı" vardı.

"Kafkasya dağlarında çiçekler açar,

Altın güneş orada sırmalar saçar,

Bozulmuş düşmanlar hep yel gibi kaçar,

Kader böyle imiş ey garip ana,

Kanım helal olsun güzel vatana.

***

Kafkasya dağlarına bomba koydular,

Türkün sancağını öne koydular,

Şanlı zaferlerle düşmanı boğdular,

Kader böyle imiş ey garip ana,

Kanım feda olsun güzel vatana.

***

Kafkasya dağlarında oturdum kaldım,

Şehit olanları deftere yazdım,

Öksüz yavruları bağrıma bastım,

Kader böyle imiş ey garip ana,

Kanım feda olsun güzel vatana.

***

Türk oğluyum ben ölmek isterim,

Toprak diken olsa, yatağım yerim,

Allah'ından utansın dönenler geri,

Kader böyle imiş ey garip ana,

Kanım feda olsun güzel vatana. "

1935'lere kadar okullarda devamlı söylenen bir okul şarkısı da,

"Yaslı gittim şen geldim,

Aç koynunu ben geldim.

Bana bir yudum su ver,

Çok uzak yoldan geldim.

* * *

Yürü ey şanlı gazi,

Kılıcı kanlı gazi,

Meriç seni bekliyor,

Büyük ünvanlı gazi.

Bunun çok güzel bir melodisi vardır. Sözleri Şair Leyla Hanıma aittir. 1933'de öğrendiğimiz,

"Çıktık açık alınla, on yılda her savaştan, "

şeklinde başlayan 10. yıl marşı, bugün bile sevilerek söylenen bir marştır.

Gördes'te bunların dışında savaş yıllarını takip eden ilk 8-10 yıl içinde söylenen bütün türküler "asker ve savaş türküleri" idi. Bunların hepsi güzel, yanık ve hazindi. Bunların en eskisi bir Cezayir türküsü idi. Herhalde bu türkü Cezayir'in Osmanlı'ya bağlı olduğu ve koptuğu yıllara ait bir türkü olsa gerektir. Sözlerinden hatırlayabildiğimiz;

"Cezayir'in sokakları mermer taşlı,

Güzelleri hilal kaşlı,

Cezayir, Cezayir hey. . . "

şeklinde devam eder. Bunun da çok güzel bir melodisi vardı. Gördes'te söylenen ilk tarihî ve millî nitelikli türkü budur.

Bundan başka Gördes'te yine çok söylenen, gelin alayının kapıya gelip de gelinin evden alınıp ata bindirildiği sırada söylenen,

"Ey gaziler yol göründü yine garip serime,

Dağlar taşlar, uçan kuşlar selam söylen yarime"

diye başlayan Hüseyni makamındaki gayet güzel bir şarkı vardır ki, halk arasında çok sevilir ve söylenir. Şarkının ilk mısrasındaki "serim" sözü, "başım" anlamındadır. Burada, o zamanın insanlarının hep yaşayıp hissettikleri, askere çağrılan, savaşa gönderilen eski ve yeni askerlerin yol açtığı "bir daha bu dünya da birbirimizi görebilir, kavuşabilir miyiz" hasret ve duygusunu ifade edebilen çok manalı ve hisli bir asker uğurlama türküsüdür. Asker uğurlanırken davul zurna bunu çalar, yakınlarının gözyaşları arasında asker adayları bunu söylerlermiş.

Gördes Çanakkale savaşlarında da çok şehit vermiş bir beldedir. Bu yüzden Çanakkale türküsü de çok söylenirdi. Güzel, yanık ve hüzünlü bir türküdür.

 

"Çanakkale içinde vurdular beni,

Ölmeden mezara koydular beni.

Of of gençliğim eyvah.

* * *

Çanakkale içinde aynalı çarşı,

Anam ben gidiyom düşmana karşı.

Of of gençliğim eyvah.

* * *

Çanakkale içinde oldum onbaşı,

Yarama bakmıyor doktor binbaşı.

Of of gençliğim eyvah.

* * *

Çanakkale içinde bir dolu desti,

Analar babalar umudu kesti.

Of Of gençliğim eyvah. " diye devam eder.

Bundan başka İstiklal Harbi akabinde, yani 30 Ağustos 1922'yi takip eden tarihlerde ortaya çıktığını tahmin edilen,

"Ankara'nın taşına bak,

Gözlerimin yaşına bak,

Biz Yunan'ı esir aldık,

Şu feleğin işine bak,

Osmanlıyız. "

Şarkının son mısrasında yer alan "Osmanlıyız" nakaratı dikkat çekiyor. Bu tarihlerde Padişah halen baştadır ve halifelik kaldırılmamıştır. Halk ve Mehmetcik kendini Osmanlı bilmekte ve bununla övünmektedir. Daha henüz Cumhuriyet kurulma- mıştır.

Bir de asker ve savaş türküsü vardır ki, Yemen'e gidip de dönmeyenlerden bahseder. Gerek 1.Dünya harbi öncesindeki Yemen isyanı, gerekse 1.Dünya harbi sırasında Gördes'ten Yemen'e gidip oralarda şehit olan, geri dönmeyen pek çok Gördesli erkek vardır. Zekeriya Yurdoğlu çocukluğunda bizzat gördüğü, tanıdığı Kör Mehmet Ağadan bahseder. Bu zat Yemen'de iki gözünü kaybetmiş, sonra zorluklarla Gördes'e dönebilmiş hoş sohbet bir Yemen gazisidir. Allah cümlesinden razı olsun, rahmet eylesin. İşte Yemen türküsü;

"Havada bulut yok bu ne dumandır,

Mahlede ölüm yok bu ne figandır,

Şu Yemen elleri ne de yamandır,

Ah o Yemendir, gülü dikendir,

Giden gelmiyor acep nedendir.

* * *

Kışlanın önünde redif sesi var,

Bakın çantasında acep nesi var,

Bir çift kundurası, bir de fesi var,

Ah o Yemen'dir, gülü çimendir,

Giden gelmiyor acep nedendir. "

 

Yine o yıllarda "Bir incecik yolun da gider Gördes'e efem" şeklinde başlayan güzel bir türkü vardır. Gördesliler bunu çok söylerlerdi. Bu türkü İstiklal Savaşında büyük yaralılıklar göstermiş Gördesli “Mehmet Efe“ye yakılmıştır. (A-12) Sözleri şöyle başlar ve devam eder.

"Bir incecik yolum da gider Gördes'e efem,

Siğim siğim kanım damlar mor fese,

Öldüğümü duyurmayın herkese efem,

Dalgın uykulardan uyanamadım,

Top zülüflü yarim senden ayrılamadım.

* * *

Şu Gördes'in ufak tefek taşları efem,

Hilal olmuş Mustafa'mın kaşları,

Kayalıoğlu her işlerin başları efem,

Dalgın uykulardan uyanamadım,

Top zülüflü Hatcem senden ayrılamadım.

* * *

Şu Gördes'ten çıktım başım selamet efem,

Söğütlü çeşmesinde koptu kıyamet,

Üç kızım var Allah'ıma emanet efem,

Dalgın uykulardan uyanamadım,

Top zülüflü yarim senden ayrılamadım. "

Bu türkünün 1939'da yayımlanan Gediz Mecmuasının 9.sayısında F. Erdoğan tarafından kaleme alınmış şekli de şöyledir.

Bir incecik yolum da gider Gördes'e

Ilgın ılgın kanım damlar mor fese

Nasıl kıydın ince belli Çerkeze

Ay karanlık gece vurdular beni

Ölmeden tabuta koydular beni.

* * *

Oduncular dağdan odun indirir

Gözüm yaşı yedi değirmen döndürür

Bu dert beni iflah etmez öldürür

Ay karanlık gece vurdular beni

Ölmeden tabuta koydular beni.

Buraya birisi nispeten daha yeni olan Vefa Sezgin Beyden aldığımız az bilinen iki Gördes türküsünü de eklemek istedik.

FERİDEM

Çaya indim çizmeyle,

Yar bulamadım gezmeyle,

Çok güzeller kandırdım,

Sancak saçlı Feridem,

Bir oyalı yazmayla.

* * *

Çaya indim çağlarım,

Çayda balık avlarım,

Balık da değil efkârım,

Sancak saçlı Feridem,

Ben halime ağlarım.

* * *

Karanfilim katmerli,

Toplarımız hançerli,

Başka güzel seversem,

Sancak saçlı Feridem,

Tut kolumdan at beni,

 

HALİLİM

Meyhaneye girdim aldım demimi,

Çarşıda buldum arkadaşım Emin'i,

Hasmı da öldürmeye ettik yemini,

At ulan at, ben bununla ölmem,

Ölmezsem yanına da koymam.

* * *

Beş Yarların dumanlıdır kaşı,

Orada bulundu Halil Efenin leşi,

Bulamadım kendime bir arkadaşı,

At ulan at, ben bununla ölmem,

Ölmezsem yanına da koymam.

Mehmet Fikri Karaca’nın tezinden aldığımız şu türkü de, öksüz bir kız için yakılmıştır. Ancak farklı söylenişleri vardır. (A-12)

Uzun kavak (ne bileyim) (2 kere)

Ne uzarsın boyuna

Kurban olayım o boyuna postuna

Dağlar taşlar uçan da kuşlar kan ağlar

Garip de anam kara yazmalar bağlar.

* * *

Uzun kavak (ne bileyim) (2 kere)

Uzadıkça boy verir

Bir kız da bana yaslan diye kol verir

Dağlar taşlar uçan da kuşlar kan ağlar

Garip de anam kara yazmalar bağlar.

* * *

Uzun kavak (ne bileyim) (2 kere)

Gıcır gıcır gıcırdar

Anne benim sol yanımda sancım var

Dağlar taşlar uçan da kuşlar kan ağlar

Garip de anam kara yazmalar bağlar

 

    Kitabımızın bu bölümüne de bize hayli ilginç gelen, bugün pek çok Gördeslinin bilmediği, TRT Müzik Dairesi, Türk Halk Müziği repertuarında yer alan bazı Gördes türkülerinin varlığını Manisa'da oturan ve Manisa kültür ve halk bilimi araştırmalarında uzman, değerli ağabeyimiz Hüseyin Akgül Beyin Manisa Türküleri kitabından öğrendik (A-21).

    Toplam 7 tane olan bu türkülerin hepsinin notaları da elimizde mevcuttur. Bunlardan 2 tanesi Gördes'in güney bölgelerinde yaşayan bugün Köprübaşı ve kısmen de Demirci sınırlarında kalmış Alevi Türk kardeşlerimizden derlenmiş olup, sözleri Pir Sultan Abdal'a aittir.

    Bunların ilki Zülfi Livaneli’nin meşhur ettiği ve Belkıs Akkale'nin de söylediği Odam Kireç Tutmuyor türküsüdür. 4. 5. 1973'de Ahmet Günday tarafından Niyazi Emre'den alınarak derlenmiş ve notalanmış bir Gördes türküsüdür. (TRT Türk Halk M. Repertuar sıra numarası: 3687)

 

ODAM KİREÇ TUTMUYOR

Odam kireç tutmuyor

Biraz kum kum katmayınca

Sevda baştan gitmiyor

Sarılıp yatmayınca

Hadi gızımız oynada gel yanıma

Sarı liralar takayım gerdanına

* * *

Tahta babuç ayakta

Ne gezersin hayatta

Ne gezmeyim hayatta

Sevdiğim var konakta

Hadi gızımız oyununa maşallah

Yarın akşam kavuşuruz inşallah

* * *

Odam kireçtir benim

Yüzüm güleçtir benim

Sevda baştan gitmiyor

Acep ne iştir benim

Hadi gızımız sek seki seki seki ver

Ara yerde diz dökü çökü çökü ver

    İşte size bir Gördes Salur köyünden derlenmiş bir türkümüz. Hüseyin Dülgerhan tarafından derlenip notaya alınan bu türkü, 1990'da TRT 'nin incelemesinden geçmiş ve TRT Türk Halk Müziği repertuarında 3547 numara ile kayıtlıdır.

SABAH OLSUN AMAN EFEM

Sabah olsun aman efem

Gün garşıya yayılsın

Doktor yok ki aman efem

Yarelerim sarılsın.

Seferberlik aman efem

Neler ettin sen bize

Kahpe düşman aman efem

Gıydın mı efemize

Alçak düşman aman efem

Gıydın mı efemize.

* * *

Beş gardeştik aman efem

İndirdiler saya dan

Ayırdılar aman efem

Mustafayı aradan.

* * *

Seferberlik aman efem

Neler ettin sen bize

Kahpe düşman aman efem

Gıydın mı efemize

Alçak düşman aman efem

Gıydın mı efemize.

    1986'da Hüseyin Yaltırık ve Metin Ekici tarafından derlenip, Hüseyin Yaltırık tarafından notalanmış " Sıra da Sıra Testiler Eminem" türküsü Cemil Özcan'dan alınmıştır. 1989'da TRT incelemeden geçmiş ve TRT Türk Halk Müziği Repertuarında 3294 numara ile kayıtlıdır.

 

SIRA DA SIRA TESTİLER EMİNEM

(BAYGIN EMİNEM)

Sıra da sıra testiler Eminem

Suyu da baştan kastiler

Uzun Ahmet'in evini baygın Eminem

Saat üçte bastılar.

* * *

Sıra da sıra ardıçlar Eminem

Dar geliyor pabıçlar

Ben Emine'yi galdırcem baygın Eminem

Yardım edin sağdıçlar.

* * *

Entarisi çün yeşil Eminem

Çayda balık oyneşir

Gözellerin içinde baygın Eminem

Nasıl canlar eyleşir.

* * *

Sağdıçların kaşları Eminem

Eminemin saçları

Kurulu yaylara benzeyor baygın Eminem

Halil İbramın kaşları.

    Yine 1986'da Hüseyin Yaltırık ve Metin Ekici tarafından Cemil Özcan'dan alınan, Hüseyin Yaltırık tarafından notaya alınan, 1989'da TRT incelemesinden geçip TRT Türk Halk Müziği repertuarı 3288'de kayıtlı bir başka Gördes türküsü de şudur.

 

 

KULALARI AMAN EFEM, GECE ÇETELER BASTI

Kulaları aman efem gece çeteler bastılar

Armıt dallarına mavzerleri astılar

Üseyn efeyi aman aman, sahat beşte kestiler

Aman Sıdıkam aman, ellerin koynunda ağlama

Ağlayıp da efem, beni yolumdan eyleme.

Alıverin aman aman kır atımın gemini

Ulu yola çıkın, katın atımın yemini

Ben süremedim aman aman,Recep Hoca sürsün demini.

Aman da dostlar, dostlar ben dünyama doymadım

Doydum amma efem, yar koynuna girmedim.

Alıverin aman aman martinimi dolduram

Dolduram da efem düşmanlarımı öldürem

Öldürem de aman, aman ben kendimi bildirem.

Yandım dostlar yandım, kabir bana dar geldi,

Bu gençlikte efem, ölüm bana dar geldi.

    1986'da Hüseyin Yaltırık ve Metin Ekici tarafından Cemil Özcan'dan alınan ve Hüseyin Yaltırak tarafından notalanan, 1989'da TRT incelemesinden geçip 3292 numara ile TRT Türk Halk Müziği repertuarına kayıtlanan "Gadifenin Endezesi Mecide" adlı eski bir Gördes türküsünün sözleri şöyledir.

 

GADİFENİN ENDEZESİ MECİDE

(GARA APTİL)

Gadifenin endezesi mecide

Gara Aptil gayıp gitti aman da gecede

Gara Fatma sana olsun mücide

Gel Kalızoğlu kaldır benim ölümü

Demirci'ye doğru döndürdüler aman yönümü.

Şu Sayık'ta gılamadım da cümeyi

Gara Aptil gece yakmış aman gümeyi

Gıymeyin giymeyin efeler

Gıymeyin de gençliğim de var benim

Güveli köyünde Ali Rıza Beyim var benim.

Erken öter Göveli'nin de furazı

Urganlara geçmiş Çerkez Ali'nin de boğazı

Akar deresinde kıldır namazı.

Gıymeyin de efeler, gıymeyin de benim canım

Sağ olursam komam senin, senin de yanına.

 

 

    (Sayık: bir yer, oba, Mücide: müjde, Cümeyi: cumayı, cuma namazı, Furaz: horoz)

1970'de Niyazi Emre'den Ahmet Günday'ın derleyip notaya aldığı, 1990'da TRT incelemesinden geçen ve TRT Türk Halk Müziği repertuarı 3458 numarada kayıtlı bir Gördes türküsü.

 

İKİ DURNAM GELİR

İki durnam gelirde Bağdat elinden

Gül alır gül verir kendi elinden

Aşığın verdiğinde koymaz dilinden

İnip gider de durnam dost diye diye.

* * *

İki durnam gelirde birisi yavru

Yavrunun kanadı sepirdek benli

Yönünü döndürmüşde ol Hakk'a doğru

İnip giderde durnam dost diye diye.

* * *

Pir Sultan Abdal'ım da aylemeyelim

Aşığın verdiğin söylemeyelim

İnip gider de durnam dost diye diye.

Ko gitsin durnalarda eylemeyelim

    Yine 1970' de Niyazi Emre'den alınan, Ahmet Günday tarafından notalanan, 1992'de TRT incelemesinden geçen, TRT Türk Halk Müziği repertuarında 3681 numaraya kayıtlı bir başka Gördes türküsü de "Koyun Ben de Aşk Oduna Yanayım" dır.

 

KOYUN BEN DE AŞK ODUNA YANAYIM

 

Koyun ben de aşk oduna yanayım

Dönen dönsün de ben dönmezem yolumdan

Döneyim de Hak'tan mahrum mu kalayım

Dönen dönsün de ben dönmezem yolumdan.

Bir gün olur ulu divan kurulu

Suçlu suçsuz biraraya derilir

Piri olmayanlar orda yerilir

Dönen dönsün ben dönmezem yolumdan.

* * *

Pir Sultan Abdal'ım kendi gelene

Eksiğini kendi özünde bulana

Bencileyin derdi garip olana

Dönen dönsün ben dönmezem yolumdan.

    Günümüzden 100-110 yıl kadar önce söylenen, Gördes Türk erkek kıyafetleri kısmında da bahsettiğimiz bir Gördes türküsünün 2 mısraını bulduk. Kalan kısmı ve söyleniş şekli ile ilgili bir bilgiye ulaşamadık. Bunlar;

Ben neyleyim cepken ile poturu,

Ben isterim setre pantalon giyeni.

    1954 yılından Eski Gördes'e gelip burayı ve insanlarını çok seven, heyelandan dolayı da üzülen Adalalı Aşık Mazhar (M. Ertuğrul) yazdığı güzel bir şiiri de buraya alıyoruz.

 

Dinleyin arz edeyim size bir şiir,

Bir dağ eteğinde uzanır Gördes.

Güneyinde akar küçük bir nehir,

Bir dağ eteğinde uzanır Gördes.

***

Batısında bir muazzam kabristan,

Kabristanda yatar yüzlerce sultan,

Hüseyni Babadır başta kumandan,

Nice erlerle doludur Gördes.

***

En yüksek tepede Açıkbaş Sultan,

Kemali dillere olmuştur destan,

Derdimle ah çekip eylesem figan,

Onulmaz yaremi sarandır Gördes.

***

Bir ıssız dağdadır yoktur ovası,

Görünür kenarda bir tek çarşısı,

Yukarı naklolmuş şehrin yarısı,

Bin türlü mihnete dalandır Gördes.

***

Pek yakın zamanda çöken bu heyelan,

Nice haneleri eylemiş viran,

Zulmetmez kimseye Ulu Yaradan,

Takdire boynunu eğendir Gördes.

Yeni şehre geldim eyledim nazar,

Yok imiş gezecek bir çarşı pazar,

Halini Gördükçe yüreğim sızlar,

Yıkılıp da mamur olandır Gördes.

***

Kader böyle imiş eyledik mihman,

Kalırız bu yerde biz hayli zaman,

Aşkı ile okuruz beş vakit ezan,

Gönlümün bir vahdet yeridir Gördes.

 

Bu şarkı ve türkülerin hepsi tütün dikimlerinde, çapalarında genç kız ve delikanlılarca hep birlikte söylenirdi. Bunlar şimdilerde Gördes'te söyleniyor mu, bunları kaç kişi biliyor bilmiyoruz. Bu kısmı Büyük Şairimiz Yahya Kemal Beyatlı’nın bir beyti ile tamamlıyoruz.

 

"Belki hala o besteler çalınır,

Gemiler geçmeyen bir ummandan. "

 

ZEKERİYA YURDOĞLU'NUN TESADÜFEN BULUNAN BİR ŞİİRİ

Zekeriya Yurdoğlu gibi Gördes'i ve Gördeslileri çok seven ve Kütahya'da oturan Terzi Mürüvvet İlker (Dr S.Sami İlker'in halasıdır) yazılışından tam 51 yıl sonra Zekeriya Yurdoğlu'na ait bir şiiri bulup getirince çok şaşırdık. Mürüvvet İlker'in bu şiirle birlikte yazıp getirdiği bazı hatıralar, o devir Gördes kültür hayatı hakkında önemli ip uçları da vermektedir. İbrahim Ethem Akıncı'nın "Demirci Akıncıları" adlı kitabında da vurguladığı gibi, Gördes nüfus hareketi az olmasına rağmen, sayı ve niteliği yüksek eğitim kurumlarına ve insana sahiptir. Bu yüzden halkı eğitimli, varlıklı ve medenîdir.

Mürüvvet İlker'in hatırası şöyledir: Eski Gördes'te heyelanın arttığı, şehrin taşınacağı duyumlarının yoğunlaştığı o üzüntülü günlerde, Halkevleri bünyesinde Gördes Yüksek Tahsil Gençlik kollarına mensup Zekeriya Yurdoğlu, Süleyman Nalbantoğlu ve bunun gibi gençler yarıyıl, yaz ve diğer bazı tatillerde millî temsiller verir, şiir ve edebiyat günleri düzenlerler, ileride Gördes için ideallerini, neler düşündüklerini anlatırlar. Başarılı ve iyi karakterli bu gençler, bu faaliyetlerle halk içindeki gençleri eğitir, temsillerde onlara da görev ve roller verirler.

1947'de, işte böyle bir temsil gecesinde programı Zekeriya Bey sunar ve ilk olarak kendi yazdığı "Gördes'e Hasret" şiirini bir köy çocuğu olan Mehmet Ali Kurnaz'a okutur. Çok beğenilen ve coşkuyla alkışlanan bu şiiri, unutmamak için hemen o anda bir kağıda yazar ve şiir defterine geçirir. Yeğeninin telefonu ile Zekeriya Beyin vefatını öğrenince çok üzülür ve şiir defterindeki o şiiri hatırlar. O şiiri buraya alıyor, kendisini rahmetle anıyoruz.

 

GÖRDES'E HASRET

Kahrı çekilmiyor burda dostların,

Bizi attı gurbete hevesimiz hey !

Turnalar siz selam götürün varın,

Bizi unutmasın Gördes'imiz hey !

***

Deresi tepesi taşı toprağı,

Suları havası tarlası bağı,

Pekmezi pestili aşı böreği,

Bize vatan kokar Gördes'imiz hey !

***

Güzelleri benzemez güzellerine,

Kınadan şiirler yaz ellerine,

Yiğitler kurbandır saz ellerine,

Kalpten kalbe akar Gördes'imiz hey !

***

Önümde dağlar var yaramıyorum,

Bir kuş olup sana varamıyorum,

Cennet olsa gurbet duramıyorum,

Burnumuzda tüter Gördes'imiz hey !

***

Heyelan gelir de yıkar da gider,

Yunanlı kaçarken yakar da geçer,

Kum çayı akarken bakar da geçer,

Kalır dertleriyle Gördes'imiz hey !

 

Zekeriya Yurdoğlu,

Gördes, 1947

<--GERİ  ANA SAYFA İLERİ -->